2 Ocak 2011 Pazar

çorba..

size de olur mu ,bilmiyorum ama, benim bedenim ara sıra bana resssmen  sinyal veriyor..

o kadar su içmiyorum ki, sanıyorum vucuduma giren tek su, ancak duş alırken ya da dişimi frıçalarken eskaza yuttuğum,bi-iki damla sudur,olsa olsa..

bu,feci bişey biliyorum ama ne kilomla başa çıkabiliyor,ne sağlıklı yaşayıp sağlıklı beslenebiliyor ne de su alışkanlığı kazanabiliyorum..

umarım 2011 yılını, ilerde " ahh,,ben 2011 senesine kadar su bile içmezdim." gibi cümleler ile anabilirim:(

bedenimin verdiği sinyaller ,genelde su ile ilgili olur..ya cildim gerilmekten nerdeyse kıvılcım çıkartacak boyuta gelir , ya böbrek sancısıyla uyanırım ya da sulu şeyler yeme isteği başgösteirr..

sanıyorum yine susuzluktan can çekişen bir bedenin ,el kol kısmı ile post yazıyorum şuan..zira ciddi bi baş ağrısı (uykusuzluk,sigara,cips yemekten yükselen tansiyon) ve sulu birşeyler yiyip içme arzusu içindeyim dünden beri ..

o kadar alışmış ki su içmememe, düşünün " su iç " yerine " çorba iç ya da portakal ye" diye veriyor ancak susuzluk sinyallerini..

dün,yılbaşı gecesi sonrası eve dönünce ayakkabılarımı çıkardığım gibi mutfağa koştum ve hazır da olsa çorba çorbadır,mantığı ile hemen bi çorba karıştırdım..duşa girip çıkıncaya kadar hazır olan hazır çorbam:), bünyeme öyle iyi geldi ki..

bugün de aynı çorba arayışım sürmekte fakat kalkıp öyle tumturaklı çorbalar yapacak isteğim olmayınca,tutmaç çorbasının pakedine el attım..erişteli,yeşil mercimekli,hafif sarmısak ve sirkeli olan bu yoğurtlu çorba, hakikaten şifa gibi bişey..

akşam yemeği olarak ufak çorba tenceremin dibi görünene kadar çorba tüketmeyi uygun buldum ve doyasıya içtim..çorbamı içerken de internetten çorba tariflerine ve özellikle içinde hamur bulunan çorbalara ve domates çorbalarına bakıp " evet artık ben de evde çorba yapacağım" diye kendime söz verdim..

söylememe gerek var mı biliyorum ama bittabi en çok ve en güzel ve de en besleyici çorba tairfleri kesinlikle portakal ağacı'nda mevcut..

yeğenimin Taha için yaklaşık bir buçuk senedir hergün tazecik çorba pişirmesi mesela,beni çok etkilemiştir..o herşeyi yiyen yavrucuğun boğazından hergün, taze yapılmış ve mutlaka et ya da tavuk içeren bir çorba mutlaka geçer..

geçen akşam sevgili Serap arkadaşımın evine konuk olduğumda ,buzdolabından, bikaç gün önce pişmiş olduğunu söylediği ev yapımı bir domates çorbası çıktı..yazdan hazırlanmış domates suyu ile yapmış ve tek kelime ilaç gibi bir çorbaydı..

şimdilerde hazır gıda markalarının her tür yöresel çorbayı paketler içinde ve 10 dk.lık pişirim sonrası sofraya getirilecek kadar kolaylık sağladığı ürünler varken ben hiç evde çorba yapmadım desem yeridir..

annemin mutfağında da yaz kış çorba eksik olmaz..babam en hararetli ağustos sıcaklarında bile mutlaka akşam yemeğinde bir ufak kase mercimek çorbası içer..mercimek çorbası görünce annemin yaptığı yorum hiç değişmez : " 30 senedir, iki günde 1, bi kazan mercimek çorbası yapıyorum!" :))

velhasıl, şimdiye dek ancak bikaç kez yoğurtlu şehriye ve bikaç kez de mercimek çorbası yapmış biri olarak,artık çorbalı bir mutfağım olsun diliyorum..


resimsiz bir post olsun bu ,zira hangi çorbayı seçip ekleyeceğime karar veremedim..

hastalıkta ve sağlıkta bi tas çorba bulabilmek dileğiylee :))

Hiç yorum yok: