30 Ocak 2011 Pazar

anlamsız pazar..

bikaç gündür yazmamıştım çünkü yazacak bişi yok idi..
blogumda ardı arkasına yayınladığım hediye çekiliş postları gördükçe kekomançi bir tat verse de can sıkıntısından şuan güncel olan 30 tane çekilişe katıldım..beleş sirke baldan tatlıdır hehehehe :))hadi ordan sanki siz katılmıyosunuz :)))

çekiliş işi başlı başına bir iş..bu bile bi mesai istiyor yahu..çekiliş yapan blogun linkini ve hediyeyi kopyala yapıştır,kendi bloguna yaz,geri dönüp karşı tarafa yorum yaz..puff..oturdum uğraştım işte boş zamanım çooktu..

taha'yla hayat bambaşka..pofuduk ayaklara bakar mısınız,maşallah..


bugün pazar..
hoş,pazar olmasa ne olur ,bana hergün tatil günü
:((
umutsuz ev kadını ben,saat öğlen 1 buçuk ve tüm işi gücü bitirmiş internet başında vakit öldürüyorum..
ee sonuç? kafayı yemiş cozutuk ve hayatı boşlukla geçen genç bi kadın..
çok sıkıcı..
böyle mi olmalıydı?
şuan istanbulda taksimde bi- iki dostla geziniyor olmalıydım,bi cafede kahve içip,bir büfede sucuk ekmek yemeliydim..bol bol yürüyüp yeni kitapları netten siparişle değil ellerimle dokunarak almalıydım..hava dondurucu da olsa kat kat lahana gibi giyinme pahasına sahilde çay simit yapıyor olmalıydım..
sinemaya gidip çıkışta film kritiğini kahve eşliğinde dostlarla yada sevgiliyle yapıyor olmalıydım..
kardeşim şuan Erzurum olimpiyatlarında..sömestr tatili için tdağa geldi,evden çıkmadan pijamalarıyla dinlendi,dergi kitap okudu,anne yemekleriyle bayram etti ve 1 hafta dinlenip önceki akşam, gece uçağıyla erzuruma uçtu..arkadaşlarıyla olimpiyatları izleyip,erzurumun karının tadına doyup bir hafta sonra en son uçakla geri dönecek..güzel,ne güzel,çok güzel..
iç döküş mü,sitem mi,hayal kırıklıkları mı,evliliğin negatif yönleri mi,ne derseniz deyin, tabi eğer hala bu uzuuun satırları okuyup buraya kadar geldiyseniz..ama ben çok sıkıldım hem de çok..çok çok..
hayatıma bir yön vermem gerek,burası kesin..ama bu yön çoğu kez evliliğin stabilliğiyle çatışıyor olunca ağzımı açmadan susup oturuyorum,zira bu şehirde yaşamak bunların çoğuna engel benim için..
umutsuz ev kadınından sevgiler..


24 Ocak 2011 Pazartesi

istiyorum..

istiyorum bütün kitaplarını :
- ayşe kulin,
- pınar kür,
- duygu asena,
- elif şafak
- cemal süreyya,
- nazım hikmet ran,
- necip fazıl k.
- nazlı eray,

istiyorum :
- damask desenli bir nevresim takımı
- duvarın bazı bölüm yada bölümlerine uygulanacak damask desen duvar kağıdı,

istiyorum :
 - sömestre gelen nunumla sık ve kaliteli vakit geçirmeyi..

istiyorum, şu rehavetten kurtulmayı,
evin yakınlarına açılan spor salonunu ziyaret edip kaydolmayı,
istiyorum artık çoktaaan gelmesi gereken ama
hala üstüne yatılan paralarımın gelmesini..


istiyorum bugün geleceğine söz veren pimapencinin artık gelip,
banyomdaki ahşap camdan beni kurtarmasını..

23 Ocak 2011 Pazar

düet balalayka..

http://www.gunceldurum.com/video/yetenek-sizsinize-ukraynali-tanya-1383.htm 

LİNKE TIKTIK..

dün akşam annemlerde yetenek sizsinizi izlerken,
ukraynalı tanya ve keman çalıp düet yapan arkadaşı beni büyüledi..
en kısa zmaanda albüm çıkarmalarını bekliyorum..
yarışmada söyledikleri bu şarkıyı hülya avşar hemen aldı zaten,kendi albümü için..
alkışlanası..çok güzel..

20 Ocak 2011 Perşembe

yedim,aldım,okudum,beğendim..

pazartesi günü, kasvetimden kurutlmak için kalktım duşumu alıp yürüyüşe çıktım..evden maksiye kadar yürüyüp derin derin nefesler aldım..





burger king de kendime bir öğle yemeği ısmarladım,gelen geçeni, kıkırdaşan gençleri ve gelip giden üniverstite öğrencilerini izledim..









kitap reyonunda bolca vakit geçirdim..yeni çıkan kitaplardan cosmopolitan sayesinde haberim oluyor,raflarda görünce şaşırmıyorum..

ayşe kulin'in , " hayat" - " hüzün" adlı iki farklı kitapta birbirnini devamı olarak ,gerçek hayat hikayesini anlattığı kitapları çok merak ediyordum.."hayat" olan ,çocukluk ve gençlik çağlarını anlatıyordu.."hüzün" ü aldım ilk olarak, yazar oluşuna katkıda bulunan çoğu yıllarını yazdığı..
burger kingde bir çay molası verdim yeni aldığım"hüzün" ü okuyarak..bayıldım bayıldım, mutlaka okuyun!!
dün çıkış sebebim ise "nazlı eray" okuyasım gelmişti,diyebilirim..nazlı eray'ın "örümceğin kitabı"nı aldım hemen uzun uzun gezdiğim ara sokak kitapçımda..
pazartesi akşamı kendi gezintilerimden sonra eşimle buluştuk,turladık..vaseline serisi yeniden atağa kalktı biliyorsunuzdur reklamlardan..şu çiçekli fotoda kitabın üzerinde görünen " vaseline cocoa butter" kremi aldım..çok iyi, çok yararlı..mutlaka dneeyin..
sonrasında akşam misafirlerim geldi,Emin'İ evden postaladım..
gelen misafirlerimden biri, evime ilk kez geliyordu, iş çıkışı bana bi buket çiçek alarak gelmişti,mutlu oldum..
salı,tunacan'da kahlvatıya davet edildim,duşumu alıp çıktım, güzel bir kahvaltı booll bol sohpet sonraısnda dışarıya çıktık..tunacan lila ,ben de mavi banyo seti almış olduk..
dalan family duş jelini,kardeşim en son tdağa geldiğinde getirmişti bana hediye..
finalleri bitmek üzere, cumadan sonra burada olucak nunum..ben de ona cosmopolitanın bu ayki sayısını aldım,kendi üyeliğimi yeniletirken..
hüzün'ü mutlaka alın  okuyun,ısrarla söylüyorum..

HOOOFFFFFF...

tırnaklarımı yine yine yineeee köküne kadar yedim..
afferim banağğğ..
kaka nilay,tüüü nilay, püüü nilay..

İREDESİZLİĞİN ANLAMI YAKINDA TÜRK DİL KURUMUNCA NİLAY OLARAK DEĞİŞTİRİLECEK, GÖRÜRSÜNÜZ..

TDK = İRADESİZLİK = NİLAY

tırnaklarımı yemek istemiyorummmmmm...

17 Ocak 2011 Pazartesi

pazar ve ertesi..

daha küçükken ( yaş itibariyle,yoksa hacmen genelde büyükçe idim), bazı ablalar derdi ki, " uyumak bana iyi geliyor, hep uyuyayım istiyorum, uyuyunca düzelmese de geçiyor.."
bunu sadece ablalar derdi..
bazı teyzeler de derdi ki : " uyku ,uykunun mayasıdır.."


dün anladım.hepsini.
büyümeye başlayınca insanın uykuya azalan ilgisini ve düşkünlüğünü..
ama büyümeye varınca, uyuyunca düzelmese de geçtiğini..
ablaları anladım, şimdi ben de o ablalar yaşındaydım..
teyzeleri anladım..hayat sürdükçe birtakım srounlar hep olucak ve uyumak isteyeceksin,dolayısıyla evet " uyku,uykunun mayası" olacak..


allah koruusn, ölüm olmadığı sürece, daha doğrusu kendin ölmediğin sürece, her tür soruna,belaya,sıkıntıya bi şekilde dayanıyor insan..
allah dağına göre kar veriyor..
kaldırılmayacak sıkıntılar yüklenmiyor, tersini düşünüyor olsak da..


yoo,hayır..bi sıkıntım yok şükür..gündelik şeyler..hayatı şekillendiren sıkıntılar..
sadece uyumak ve ağlamak zamanla şekil değiştiriyor,biçimleniyor,anlam değiştiriyor..


ev bomboş,sessiz,temiz,düzenli..
internetten alışveriş yapıp,bişiler alıp , bi demlik çay yada kallavi bi Türk kahvesi yapıp, blogları gezmek, sanki sabah kahvesine komşuya gezmek gibi..


pazar tüm gün evdeydim..geçen hafta da öyle..gazelere,özellikle pazar eklerine gömülmek,demlik üstüne demlik çay içmek,sigara dumanı çıkarsın diye pencereyi açmak dışında bir eylemim olmadı..
düşünmek bir de..

sonra pazartesi oldu..
ağlamak güzeldir,dökülürken yaşlar gözünden.. dedim..
yıkandı ruhum,temiz oldu,arındı,çeri çöpü pası silindi..
bi tomar daha gazete var bugünün,yatağımı toplamadım, iki satır ağlayıp iki satır çiziktireyim,yatağa kocamn yorganın altına sığınır okuya okuya uyurum dedim..

bu kısa şiir geldi aklıma, siz de okuyun istedim..

ARALIK KAPI


Bu dünya bir kuyu, havasız çömlek;


Daralıyorum!


Kelime, manayı boğan bir gömlek!


...Paralıyorum!


Allah ismi varken lûgat ne demek!


Karalıyorum!


Kapımı, buyursun diye o Melek;


Aralıyorum!


NECİP FAZIL K.

13 Ocak 2011 Perşembe

kestane sever misiniz?

Soğuk kış gecelerinin vazgeçilmez keyfi kestanenin, lezzetli olduğu kadar paha biçilmez bir sağlık kaynağı olduğunu, kansızlığı dengeleyip yüksek tansiyona da iyi geldiğini biliyor musunuz? İşte kestanenin bilinmeyen birçok yararı…
Evet, tarihi kaynaklara göre; insanoğlunun keşfettiği ilk meyvelerden biri olan kestane, antik çağlarda kutsal sayıldığı için saraylarda verilen büyük şölenlerin değişmez parçası imiş. Kestane, o dönemlerde vücuda kuvvet vermesi için bala batırılarak yenirmiş.

Hemen her yaştan insanın severek yediği kestanenin faydalarına gelince…
Kansızlığı gideriyor
Önemli bir enerji kaynağıdır. 100 gramında yaklaşık 200 kalori bulunmaktadır. Potasyum, fosfor, magnezyum, klor, kalsiyum, demir ve sodyum mineralleri yönünden çok zengindir. Ayrıca bol miktarda C, B1, B2, B6, E ve PP vitaminleri içermektedir. Şeker ve proteince de zengindir. Yağ oranları düşüktür. Çölyak hastaları için buğday içermeyen un kaynağı olabilir.
Muhtevasındaki nişasta, mineral tuzlar, özellikle de potasyum ve diğer besin değerleriyle kestane, kış mevsiminin olumsuz şartlarına, fiziksel ve beyinsel yorgunluklara karşı mükemmel bir sağlık iksiridir. Kalp ve kas sistemini uyarıp organizmanın su dengesini düzenler. Kasları güçlendirir. Kan dolaşımını hızlandırıp varis ve basurların gelişimini önler. Karaciğer yorgunluğunu ve şişkinliğini geçirir. Kansızlığı giderir, vücudun kan üretimini hızlandırır, sindirimi kolaylaştırır. Balla karıştırılmış kestane püresi özellikle iştahsız çocuklar için çok faydalıdır.



Potasyum deposu
Kestane, en çok potasyum düşüklüğünden yakınanlara önerilmektedir. Çünkü 100 gramında tam 500 mg potasyum bulunmaktadır. Çocuk, genç ve yaşlılar için çok değerli bir enerji kaynağıdır. Ayrıca kestane kabuklarının suda kaynatılması ile elde edilen çay, ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Ancak damar sertliği ve şeker hastalığından yakınanların, kestaneyi ölçülü miktarlarda yemeleri tavsiye ediliyor.



Evde kestane kebap
Özellikle kış gecelerinin vazgeçilmez keyiflerinden biri olan kestane kebabı kolayca yapabilirsiniz. Önce kestaneleri yıkayıp kurulayın, sonra her kestaneye keskin bir bıçak ucuyla derince bir çizik atın. Sadece üst ızgarası yanan bir fırında veya sobanın üzerinde ya da mangalda pişirin. Ayrıca gazlı ocak üzerinde teflon tava veya tencerede de aynı işi yapabilirsiniz.


Kestane şekeri
Konu kestane olunca tabii ki akla, nefis kestane şekeri geliyor. Hemen her yaştan insanın severek yediği kestane şekerini evinizde kendiniz de yapabilirsiniz. Üstelik oldukça pratik bir yöntemle. Tek yapmanız gereken kestane, şeker ve vanilyayı hazırlamak. İşte gerekli malzemeler, işte tarifi…

Malzemeler:

500 gr iri kestane,

2.5 su bardağı toz şeker,

2.5 su bardağı su,

1 tatlı kaşığı vanilya.

Hazırlanışı:

Kestanelerin dış kabuklarını bir bıçak yardımıyla keserek soyun. Soyulmuş kestaneleri su dolu tencereye alıp ince kabukları yumuşayıncaya kadar kısık ateşte kaynatın. Ilınınca ince kabuklarını da soyun. Tozşekeri başka bir tencereye alıp üzerine suyu ilave edin. Orta ateşte şeker eriyinceye kadar kaynatıp kestaneleri ilave edin. Kısık ateşte yaklaşık 2 saat kadar pişirin. Tencereyi ateşten alıp bir gün kadar bekletin. Sonra tencereyi tekrar kısık ateşe alıp 10 dakika kadar kaynatın ve üzerine vanilya serpin. Kestaneleri şerbetin içinden alıp küçük kağıt kalıplara yerleştirin. Soğuk olarak servis yapın.


not: fotoğraf ve bilgiler, internetten çeşitli derlemeler yaparak elde ettiğim bilgiler..

12 Ocak 2011 Çarşamba

MİM..

ZOİ  beni de mimlemiş..


1) Şu sıralar üstünüz de en çok iz bırakan kitap?

ruhsal astroloji ve uçurtma avcısı..en son onları okudum ,dün bitti ve çok etkilendim..

2) En çok sevdiğiniz çizgi film karakteri?

şirinler..


3)Sevdiğiniz birisinden şimdi bir paket gelse içinden ne çıksın isterdiniz?
uzun süredir alamadığım paramla ilgili,  tahsile hazır kesilmiş bir çek!!!


4)Siz de en çok iz bırakan defalarca izlesem bıkmam dediğiniz film?

bridget jones'in günlüğü'nü milyon kez izledim,daha da izlerim:)


5)Evinizde oturdunuz ortalık sakin elinizde de kitabınız keyif yapmaktasınız yanında size ne eşlik etsin istersiniz?

taze demlenmiş güzel bir çay, cevizli ev keki..



6)Diyelim ki elinize kendi işinizi kurma imkanı geçti hangi işi yapmak isterdiniz?

küçükbaş hayvan çiftliğiydi,çok şükür kurduk, 2 ay olucak..bir de kendi işime geri dönmek isterdim,zaman gösterecek..



7)Şuan bulunduğunuz şehirden başka bir yerde yaşama imkanı sunulsa nereyi seçersiniz?

izmir..ılıman,kültürlü,haşmetli ve şık..


8)Son zamanlarda ''ehh yeter be'' dedirten bir olay yaşadınız mı?

günlük şeylerdi, üzerinde durup yazmak istemem.fakat bankalardan bıkmış durmdayım (gecikmiş geri ödemeler vs.)


9)Vazgeçemediğiniz 3 şey desem size ne dersiniz?

ailem,kitaplarım,internet


10)Çay mı? Kahve mi?

günde 1 kez belki kahve ama ikisi arasında birini seçmem gerekirse kesinlikle çay..günde iki demlik çay içiyorum..

mim için teşekkürler fakat sanırım çoğu kişinin elinden geçmiş bu mim..kimseye yollamak istemedim şuanda:))
yeni mimlerle görüşelim kızlarrrr:)))))

10 Ocak 2011 Pazartesi

blog aşkına...

biçok şeyde olduğu gibi, okumak ile de ilgili obsesyonlaırm var..en basit örneği: bir blog mu keşfettim, çok mu sevdim, o blogu geriye döne döne taa ki blogunu açtığı ilk güne kadar, ilk kayıttan itibaren okurum ve bunun için genelde  o günümü ayırırm tümden..bölmeden, bölünmeden,araya başka bir eylem sokmadan..
başından sonuna kadar okuduğum blogları listelemek isterim :
- zoitsa
- real fiesta hakiki muhabbet
- canlarım,kızlarım
- prettycool
- hafif tarif
- nil ertürk
ve şuan hatırlayamadığım en az 5-6 blog daha..


kitap okur gibi ilk sayfadan itibaren son güne kadar teek tek okudum bunları..
blog anlayışım böyle , yani o insanı keşfettikten ve o yazısından haz aldıktan sonra önceki yazılarını merak eder,okudukça da yakınlaşırım..özellikle " real fiesta" sabaha kadar oturup baştaaan sona okuduğum ve bayıldığım bir blog!sonrasında da benimseyip,hergün girip bakıp,iyi dilekler ve duygular geliştirdiğim bloglardan biridir..
işte dün de " tatliserin- prettycool" isimli blogu keşfetmiş idim, okudum okudum okudum:)) ve son postuna yorum bıraktım ki bunu baştan sona okuduğum bütün bloglara bırakırım bu yorumu..bilsin isterim, onu baştan sona okuduğumu, kıymetli bulduğumu, yazmasının artık benim için ekstra bir mutluluk daha olacağını..
pretty'e de yorum bıraktım ve az önce bloglarımı dolaşırken benim yorumumu post olarak yayınladığını gördüm ve hem mahçup oldum hem de çok hoş buldum..


çok ama çok teşekkürler pretty ve kuzusu duru !!!

işte insanlık bu kadar yüce birşey..iki satır yazıdan etkilenip mutlu olup ,geri dönüşümde bulunuyorsun, o yüzünü hiç görmediğin aynı şehirde bile olmadığın kişiyle, ruhsal bir etkileşimde bulunup onu seviyorsun..sevgiye ne kadar önem veriyoruz ve aslında hepimiz yani tüm insanoğlu sevgiyi nekadar seviyuruz, bu sadece basit bi örneği..
misal zoimle 1 senedir tanışıyoruz..blog ile başladı onunla da dostluğumuz, kısa süre sonra bi çay içtik gün boyu konştuk ve o gün bugundur de , yokluğunu hissettiğim, sıkıntısı varsa üzüldüğüm, sevinci varsa gerçekten empati yapıp sevindiğim bir dosttur zoi..

allah, insanı insandan eksik etmesin a dostlarrrr..
hepiniz iyi ki varsınız, tüm blog listem..
xoxoxoxox


foto : izmir -  kızlarağası han - kukla manken







-

9 Ocak 2011 Pazar

housewife mode-onn..

bugun pazar,erken kalktım yinee..


- gazeteler okundu,çay kahve içildi,bloglarda güncellenme var mı diye kontrol edildi.bu konuda bana para ödenmesi fikri düşünüldü.her dakika internette olan biri için,gece 4 te ya da sabah 8 de bi blogda güncellenme varsa bunu blog başına 1tl şeklinde herkese duyurabilirm:))
- taa ortaokuldan arkadaşım olan, ist.a evlenen arkadaşım arandı,sevindirildi,doomgünü kutlandı..
- kuşlara ekmek , köpeciklere de kalan kekler ve et sularıyla mama hazırlanıp verildi ve yerken keyiflice seyredildi..
- ev uzuun uzun havalandırldı..

evet bugun pazar,dışarda güzel sayılacak bi hava var ve ben bunu balkon yıkayarak değerlendiriyorum, oomaaygaad, ne mutlu obsesive compulsive olana, ne mutlu pazar günü evde olma manyaklığınaa..

7 Ocak 2011 Cuma

çalışan kadın ve çalışmayan kadın arasındaki 8674636 fark

bugün öyle sıkıldım öyle sıkıldım ki,10 senedir çalışıyor olup da son bir buçuk senedir evde olmanın muhakemesini yaptım ister istemez..


evde olmak aslında çok güzel.istediğin gün ve istediğin saatte gezmeye git, doktora git, çarşı pazara git,evet istediğin kadar uyu, öğlen 1 de kahlvatı et, pc karşısında öküz gibi otur ve durmadan tıkın,üstelik pijamalarınla..


çok güzel di mi?
nahhh güzell.


önceleri evde olduğum için (eşim iyileştikten sonraki boş zamanlarımdan bahsediyorum ) ay bi mutluyum ,bi iyyim..


yemek yapma stresi yok, nasılsa evdeyim ve yetiştirme derdim yok.


uyku mu ?ahhh, şuan saat 15.30 ve ben yeni kalktım....HUH.. pek hoşş..


gezmek tozmak mı? sabah kahvaltıya yeğenimdeyim,öğlen çarşı pazar turunda, akşamüstü kahvede başka bi arkadaşımda ve yemekte annemlerde, ah bide gece oturması var ki, başka bir evde..


bunun geri dönüşü mü? ahh, nasılsa evdeyim canım ,çalışırken kasıldığım misafirler buyrun teker teker değil 10ar 20şer gelin..istediğim mamayı yaparım,istediğim temizliği de yaparım,ne gam..
evdeyim ve pc başındayım pijamayla..iki paket sigara ,2 demlik çay, o blog senin, bu msn konuşması benim, o site senin, bu film benim..oh la laa..
hergün 3 kere dişimi fırçalamak zorunda da değilim, temiz ve derli toplu olucam diye hergün her sabah kafaya press yapmak da..


her ay kıyafet ve çizme alışverişi yapmak zorunda da değilim, hergün pür-i full makyaj yapmak da..hergün erken kalkmak zorunda da değilim, iki günde 1 ütü yapmak da..
böööyle totoyu salaa salaa oldum mu 30959 kilo..
haaah, hadi bakalım , evde olmak çok güzel..
nah güzel ?&/%+(()(!!!!

çalışırken o kadar tertipliydim ,tertemiz ve düzenliydim ki, ne evim kirlenirdi,ne yemek saatimiz şaşardı, ne ütüm birikirdi ne de dağınık olurdum..
şimdi nasılsa evdeyim canııııım diyerekten,bi hafta evi süpürmeyebiliyosun.sonra aaa negüzelmiş bu iş diyerek, gitgidee yayıyorsun bu durumu ..

ütü yapmıyosun nasılsa evdeyim diyerek, bir hafta 10 gün derken, koca bi sepet ütü oluvermiş..
aylar var ki ,gözüme bi damla rimelle yüzüme bir gıdım  krem değmemiş..cildimi dinlendiriyorum ayağına, çalışırken hep makyajlıydım ayağına, resmen üşengeçin tembelin babası olmuşum, rimel sürmek istemiyorum çünkü onu kim çıkaracak kim kim kim kim..kiziroğlu mustafağğğ bey olmadığına göre zor beyin oğlu yani ben!!
allah bilir,en son kimin düğünü vardı da ben iki gıdım allık pıtpıtladım yüzüme,kimbiliir..
ha bu arada, oturduğum yerden deliler gibi alışveriş yapmak benim tek egzersizim..gelsin gittigidiyorlar, gitsin avonlar, hoop hepsiburadanoktakomlar, hoppala idefixler..geçiriyorum kartları car cart..hesap ekstrem gelince, larçççlıktan ona bile beş gün sonra bakıyorum..
yılbaşı günü kuaföre gideyim dedim,arkadaşarla toplanacaz , kuaföre gitmek bile elzem geldi yahuu, öle bi mal olmuşum yani..
Bİ İNSAN BU KADAR KÖTÜLÜĞÜ KENDİNE NASIL YAPAR,PÜÜÜÜÜÜÜÜ...

-çalışırken, şu andaki kilomdan 20 evet yazıyla yirmi kilo eksiktim vee sadece 1bucuk yıldır evdeyim..
-çalışırken, sabah tatlı uykuyu ve yorgunluğu hiçe sayıpp, 6 da kalkar eşofmanlarımı giyer,arabaya kıyafetlerimi topuklu ayakabılaırmı çantamı vs koyar,evden meyvemi taşır,sahilde sabah yürüyüşümü yapar,duş alır ve işyerinde giynemk suretiyle hem sporumu yapardım,hem oksijen alırdım, hem de dinç olurdum..gece 2 de yatsam da,yorgunluktan ölsem de bunları yapardım..
-çalışırken, eşimi dostumu arkadaşımı hatta anne babamı daha çok ziyaret eder, hiç değilse bi kahve içimi işyerimde ağırlardım..şimdiyse, ha bugun ha yarın diyerek bazen bi hafta evden çıkmadığım oluyor.
-çalışırken, evimi pazar günleri erken kalkarak derin temizler,haftaiçi de gece yatmadan önce bi rötuşlardım, böylece en az 15 günde 1 camlar silinmiş,en çok haftada 1 süpürge yapılmış,hergün akşamdan pişen sağlıklı yemekler bi sonraki akşam yemeği için dolapta bekler olurdu.

şimdi evet itiraf ediyorum, haftalarca yemek yapmadığım oluyor,dışarda yiyelim,yumurta yapalım,makarna yapalım ayağına, nasılsa koca da ses cıkarmıyor,ohhh yay kendini keşan çayırlarına durumlarındayım..
-çalışırken sabah çoklukla poğaça yesem de, insan gibi yerdim.meyva mı da yer, bitki çayımı da içerdim..çalışırken, dediğim gibi
,sürekli iyi giyinmeye gayret eden,  bakımlı bi hatundum..şimdi ise gezmeklik ,evlik ve çarşılık diye eşofman kategorilerim bulunmakta..hööööööööö..


İŞTE BİLANÇO..ciddi söylüyorum, işinizin kıymetini bilin..haa, benim kadar dengesiz ve iradesiz değilseniz , o ayrı, evet evde olmak gerçekten güzel..ama sabahları yürüyebilene,iştahı insan gibi olana,tüm günü 15 saat pc basında malak gibi geçirmeyene..


çok acı bi tablo bu..bundan sorna hatta hemen şimdi silkelenmem gerek, çok acil...


not: FOTOLAR ÇALIŞIRKENKİ HALLERİMDEN..bu da bana kapak olsun..

okumayan kalmamalı: ruhsal astroloji ve uçurtma avcısı..


izmir seyahatim öncesi, sevgili ablam psikolog Nuray Karataş'ın,sevgili ablam ,Sosyal Demokrat gazetesi yazarı Nermin Tuna'nın  ve astrolojist-yaşam koçu sevgili Rukiş'ciğimin tutkulu önerisiydi RUHSAL ASTROLOJİ..JAN SPİLLER  -  Akaşa Yayıncılık..


burç ile fal ile ,basit,fasarya, saçma yorumlar ile uzaktan yakından alakası olmayan gayet bilimsel bir çalışmanın ürünü..doğum gününüze göre, kuzey ay düğümü denilen mühim bir açılımın etkileriyle, birebir sizi anlatıyor..

üstelik, ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiğini okuyunca donup kalıyosunuz..çevremde kaç kişi bu kitabı rehber aldıysa, herkeste aynı etkiyi gösterdi..

hayattaki misyonunuz,yapmanız ve yapmamanız gerekenler, vermeniz ve bırakmanız gereken dersler,kişilik,aşk,sağlık ve kariyer ile ilgili neredeyse cümle kuracak kadar birebir yakın bilgiler..kitap yaklaşık 700 sayfa ve bir rehber niteliğinde..12 burç için, ayrı ayrı bölmelerden oluşuyor ve bir kitap sayesinden insanın hayatı değişebilir mi derseniz,evet,değişebiliyor..

bu kitabı arayıp tarayıp bulamadım,en sonunda gittigidiyor.com'dan çok az kullanılmış,ikici el olarak bulup hemen aldım..


UÇURTMA AVCISI..ahh, geç kalmış olabilirim ama hiç mühim değil,zira şimdiymiş bunu okumam gereken zaman belki de..

bu kitap hakkında çok yorum yapamıyorum,zira yeterince yorum sahibi bir eser..harika,okumayan kalmamalı..şimdi sırada filmini izlemek var!!
evet,ben son bikaç haftadır bu iki kitabı edindim ve okudum..

çok uzun zamandır ,ne aldığım ne de okuduğum kitaplar hakkında post yazmamıştım,nedenini bilmiyorum,rehavet olsa gerenkkk:)

6 Ocak 2011 Perşembe

JULİE & JULİA

işte bayılarak izledğim bir film daha..yine geç takip ediyorum vizyonu..vizyonumu seveyim:))

yanılmıyosam 2009 film festivalinin kapanış filmiydi bu..


çok sevdiğim,biricik MERYL STREEP harika bir roldeydi yine..
Bu rol öyle yakışmış ki ona,film bitince, Meryl olsa da yanacıklarından öpsem diye düşündüm:))


Amy Adams da güzel bir oyunculuk sergilemiş..


fakrlı yerlerde ama benzer şekilde akan iki gerçek hayat öyküsünü konu alan film, bool bool yeme-içme sahnesi içeriyor..zaten filmin konusu da yemek yapmak ve yemek blogerlığı üzerine..


izlemeyen herkese şiddetle tavsiye ediyorum..


sana bayılıyorum Meryll...

2 Ocak 2011 Pazar

çorba..

size de olur mu ,bilmiyorum ama, benim bedenim ara sıra bana resssmen  sinyal veriyor..

o kadar su içmiyorum ki, sanıyorum vucuduma giren tek su, ancak duş alırken ya da dişimi frıçalarken eskaza yuttuğum,bi-iki damla sudur,olsa olsa..

bu,feci bişey biliyorum ama ne kilomla başa çıkabiliyor,ne sağlıklı yaşayıp sağlıklı beslenebiliyor ne de su alışkanlığı kazanabiliyorum..

umarım 2011 yılını, ilerde " ahh,,ben 2011 senesine kadar su bile içmezdim." gibi cümleler ile anabilirim:(

bedenimin verdiği sinyaller ,genelde su ile ilgili olur..ya cildim gerilmekten nerdeyse kıvılcım çıkartacak boyuta gelir , ya böbrek sancısıyla uyanırım ya da sulu şeyler yeme isteği başgösteirr..

sanıyorum yine susuzluktan can çekişen bir bedenin ,el kol kısmı ile post yazıyorum şuan..zira ciddi bi baş ağrısı (uykusuzluk,sigara,cips yemekten yükselen tansiyon) ve sulu birşeyler yiyip içme arzusu içindeyim dünden beri ..

o kadar alışmış ki su içmememe, düşünün " su iç " yerine " çorba iç ya da portakal ye" diye veriyor ancak susuzluk sinyallerini..

dün,yılbaşı gecesi sonrası eve dönünce ayakkabılarımı çıkardığım gibi mutfağa koştum ve hazır da olsa çorba çorbadır,mantığı ile hemen bi çorba karıştırdım..duşa girip çıkıncaya kadar hazır olan hazır çorbam:), bünyeme öyle iyi geldi ki..

bugün de aynı çorba arayışım sürmekte fakat kalkıp öyle tumturaklı çorbalar yapacak isteğim olmayınca,tutmaç çorbasının pakedine el attım..erişteli,yeşil mercimekli,hafif sarmısak ve sirkeli olan bu yoğurtlu çorba, hakikaten şifa gibi bişey..

akşam yemeği olarak ufak çorba tenceremin dibi görünene kadar çorba tüketmeyi uygun buldum ve doyasıya içtim..çorbamı içerken de internetten çorba tariflerine ve özellikle içinde hamur bulunan çorbalara ve domates çorbalarına bakıp " evet artık ben de evde çorba yapacağım" diye kendime söz verdim..

söylememe gerek var mı biliyorum ama bittabi en çok ve en güzel ve de en besleyici çorba tairfleri kesinlikle portakal ağacı'nda mevcut..

yeğenimin Taha için yaklaşık bir buçuk senedir hergün tazecik çorba pişirmesi mesela,beni çok etkilemiştir..o herşeyi yiyen yavrucuğun boğazından hergün, taze yapılmış ve mutlaka et ya da tavuk içeren bir çorba mutlaka geçer..

geçen akşam sevgili Serap arkadaşımın evine konuk olduğumda ,buzdolabından, bikaç gün önce pişmiş olduğunu söylediği ev yapımı bir domates çorbası çıktı..yazdan hazırlanmış domates suyu ile yapmış ve tek kelime ilaç gibi bir çorbaydı..

şimdilerde hazır gıda markalarının her tür yöresel çorbayı paketler içinde ve 10 dk.lık pişirim sonrası sofraya getirilecek kadar kolaylık sağladığı ürünler varken ben hiç evde çorba yapmadım desem yeridir..

annemin mutfağında da yaz kış çorba eksik olmaz..babam en hararetli ağustos sıcaklarında bile mutlaka akşam yemeğinde bir ufak kase mercimek çorbası içer..mercimek çorbası görünce annemin yaptığı yorum hiç değişmez : " 30 senedir, iki günde 1, bi kazan mercimek çorbası yapıyorum!" :))

velhasıl, şimdiye dek ancak bikaç kez yoğurtlu şehriye ve bikaç kez de mercimek çorbası yapmış biri olarak,artık çorbalı bir mutfağım olsun diliyorum..


resimsiz bir post olsun bu ,zira hangi çorbayı seçip ekleyeceğime karar veremedim..

hastalıkta ve sağlıkta bi tas çorba bulabilmek dileğiylee :))

EAT, PRAY, LOVE (ye,dua et,sev)

dün,sabah 04 e kadar zoimle msn de muhabbetin dibine vurduktan sonra, İzmir'de,Forum İzmir'i gezerken, D&R ziyaretimizde,Nuray ablamın hediye ettiği "uçurtma avcısı"nı okurken , bıraktım kendimi uykunun tatlı kollarına..
sabah 13.30 suları uyandım ve bugün çoktandır izlemek istediğim filmi, YE,DUA ET,SEV'i izledim..çok hoştu.. Julia Roberts'ın yemek yeme sahnelerine, o kocaman ağzını tatlılıkla şapırdatmasına mest oldum.bence terapi niteliği taşıyan bi film..film için olumsuz bir eleştiri yapacak olursam, bu ,sadece, Liz'in her karşısına çıkan ve hoşlandığı erkekle iki dakika için de sevgili olması:))
hem sabun köpüğü gibi hafif,hem de terapi gibi iyileştirici ve düşündürücü etkiler bıraktı bende film..tam da içsel yolculuklarımda ,aracımı sürerken gaza sonuna kadar basmışken..ehh,bu da evrenin çekim yasasının bir güzelliği..sadece iste,ne gerekiyorsa karşına çıkıyor zaten..


film,8 kasımda gösterime girmişti ama ben ancak 2 ay sonra izleme fırsatını bulabildim..tıpkı, "uçurtma avcısı"nı da okumaya geç başladığım gibi..

1 Ocak 2011 Cumartesi

merhaba..merhaba..

en son 12 kasımda yazmısım ..
o gün bugündür, blog yazmak, böyle bi zor geldi falan..:)))))

ama hergün hatta bazen 12 saat pc nin başından kalkmadan, takip ettiğim blogları sürekli okudum..
zaten " takipteyim" listemde olanları aralıksız takip ediyorum, yorum yazmasam da çoğu kez..


 2010 un son ayları nasıl geçti, neler yaptım :


- sürekli tadilat,doğalgaz,boya badana,temizlik ( kaçıncı baskı )

- antidepresanlarımı bırakış..

- Emin'in küçükbaş hayvan çiftliği kurması..

- genelde evde ve yalnız olmayı tercih ederek, son 1 aydır çok fazla insan içine karışmamak

- İzmire gitme kararıyla birlikte bisürüü alışveriş yapmak, dolap düzmek,balayından sonra ilk kez bavul hazırlamak..
- saçlarımı bob modeli kestirip koyu renge boyatmak..radikal bi karardıı..
- İzmir'e, psikolog arkadaşım Nuray sultana 1 haftalık ziyaret..sabahlara kadarr, doyasıya terapi ve gezmek..büyüleyici İzmir'i 1 hafta da olsa yaşamak, çokça alışveriş ve gezmek,fotoğraf çekmek..
- burnuma piercing ..
- arkadaşlık ve dostluklarımı sorgulamak, içimi ferahlatan kararlar vermek/almak..
- cosmopolitana 5.yıl da da abone olmak.
- ailemle ilişkilerimi iyileştirmek, soğuk donuk mutsuz şımarık küçük kız olmaktan çok, daha iyi bi evlat olabilmeyi istemek ve az da olsa çaba harcamak..
- 31 aralık günü , rutin yılbaşı ritüelim, evi de kendimi de güzelce temizlemek..
- yeniden günlük not defteri tutmaya başlamak.."yazmadan olmuyor" u iyice anlamak..ya günlük, ya blog, ya kişisel not defteri tutmanın, insanı daha planlı,dana neşeli ve daha umutlu yaptığını bikez daha anlamak..
- kendime yeni yıl hediyesi olarak "fotokritik" adlı fotoğraf sanatı sitesinden üyelik satın almak ve amatör fotoğraflarımı paylaşmaya başlamak ..fotoğrafçılık hakkında daha çok şey öğrenmeye başlamak..
( sitedeki rumuzum : nilaykivan..isterseniz girip bakabilirsiniz,siteyi de keşfetmiş olursunuz,ilgilenenler varsa..)
-aşkı,hayatı ve kendimi sorgulamak,içsel yolculuklar ve değişik ruh hallerimi akıl mantık süzgecinden geçirmeye çalışmak..

herkese iyi bir sene diliyorum..
süslü yılbaşı tebriklerim yok benim..
çünkü herkes ne istiyorsa ve hayırlısıysa ona ulaşsın,bu zaten hayatın en büyük süsü oluyor..