6 Ocak 2012 Cuma

tavuk yediren yeni fotoğraf makinam ve üstüste incir ağacı dikerek nasıl ormanlık alan oluşturulur sorunsalı :))

facebook'da paylaşmıştım, İst.Taksim'de taksiye bindikten sonra eve geldiğimde artık fotoğraf makinam yoktu,gerçi hala anlayabilmiş değilim,neyse..


hey hey hey taksii, bütün işlerim gitti aksi,diyorum şimdi ama, o zaman ki,
yani makinamın yerinde yeller estiğini anladığım anki durumu tahmin ediyosunuzdur :SS


makinamın yelleri,öptüm bütün kelleri ! diyerek biran fotoları da boşverip asıl soruna geldim: 


Allahım nütfen makinamı buluyim, annem bi ton laf etçek şimdi..


evet evet, ilk kurduğum tümce bu idi..


ayol kocan var, onu düşünsene, annen neden kızsın ? :))


Emincan kişisine, makinanın artık olmadığını söyleyince ,


" olsun bebeyim canın sağolsun sağlık olsun ,ee ne zaman geliyosun ?"


lafıyla önce sevinip, sonra son bağlamdaki " daha çok bişi kaybetmeden gel artık " gizli öğeleriyle acı acı gülümsedim..
 ( hööh !!)


üzüldüğüm ilk şey, içindeki kıymetli fotolarım oldu zira GOOGLE KİTAP KLUBU BLOGGER TOPLANTISI için Taksim / Midpoint'te buluşup, güzel bir sohpet edip,sadece benim makinam ile fotolar çekmiştik :((


makinam Casio marka, dijital bir efsaneydi..4 yıldır çok randımanlı kullandım,binlerce foto,binlerce anım oldu o makinamla..


her işte bir hayır vardır, doğru tabi..yenisine sağlık,deyip ; hemen ertesi günü ,daha Tdağ'a evime dönmeden, gittigidiyor.com'dan indirim fırsatı ile cillop gibi bir FUJİ FINEPIX Z 700 kaptım,bir de 4 gb hafıza kartı ile, acımı unutmaya çalıştım..


totoya giren şemsiye açılmaz,diyerek, yeni makinama alışmaya çalıştım ve kendisine ba-yıl-dım..


aşşağıda gördüğünüz fındıkları güzelce kırabilip fotolayabildiğim gibi,
adamın ocağına incir ağacı dikme konusunda da bir numara olduğumu böylece siz kıymetli blögdaşlarımla paylaşmış oldum.


bir günlüğüne İst. gidip 10 gün kalınca,gelsin Fransız sokağı barları,gitsin Ataköy A plus'lar, gelsin Kanyon'lar,gitsin Nişantaşı'lar..


ovvv.. amman sabahlar olmasın, haspam " dıı hauzz kafeler" de mi çay kahve içtin hep, zıtarbakslar'da mı büyüdün de günde 5 kere moççhaa aşerdin, anneeemmm :)))


bide üstüne makina kaybedince, adamın ocağına incir ağacı değil, bildiğin ormanlık alan oluşturdum..


dikili ağacım bile yok ama titiz bir bahçevan edasıyla diktiğim nefaset incir ağaçlarım var..vay başıma gelenlerr :)))




bi nevii,secret'sal mevzuya döndürdüm bu makina kaybolması mevzusunu da :) ha, bide, secret demişken, Nişantaşı City's avm'deki VICTORIA SECRET mağazasına da gittik Numnum'la..


burda perşembe pazarındaki 1 liralık donları,orda 39 tl'ye görünce "canım Türkiyemmm" oldum..


viktoryanın o çubuk kraker bacaklı,aç yaşayan ve kuru-pilava hasret, melek kanatlarının altında ,aslında bir donsal sorun yattığını gördüm..


ayol, o donlar vallahi de tillahi de 1 lira !
yoluyoluveresim geldi o kanatlarını gidi zibidiler..
secretmiş, hassssecret..o donlar 1 lira.. konu kapanmıştır..






yeni makinam ile yeni mekanlar,yeni hayatlar çekeceğim hedehödösüyle kendimi avutsam da, işin tek gerçeği et,balık vs. yememekten mütevellid, mercimek kadar kalmış hafızamla,herşeyimi orda burda bırakmaya iyiden iyiye kaptırmış olmamla, arkamı hep Emincan'ın toplamasıyla,bu gerçekle yüzleştim ve Tdağa döner dönmez tavuk yemeye başladım..


ee ne demişler : gün olur devran dönerr,tavuk döner,et dönerr :))


makinamın bir faydası da tavuk yediriyor olması yani :)




fotoğraflar:


-İst.Beyoğlu-Taksim-İstiklal'den, Atlas Pasajı'ndan aldığım takılardan bazıları,


eyfel kulesi şeklinde,üst kısmı çıkarılarak zarf açacağı olan gümüş obje,


bu ay ki cosmopolitan dergisinin kapağı,


"bakliyat ve erzaklara isim takma huyum kurusun" serisinden "un dos tres" :))
(evladım onların isimleri var ,un,mercimek,barbunya..neden lakap takıyosun,sen fıstıksın diye sana hiç "fıstıkçı şahap" diyen odlu muu :)))


kırılan fındıklar, minnak mandal notluklar..


aaa bi de mac fırça varmış ordaa:))
sen de mi mac sevdalısı oldun ayoll :)))


ps : mac'larım yarın-öbürgün blögde olurlar, fotoları hazır..
xoxo..





6 yorum:

öz'üm dedi ki...

keyifli bir yazı olmuş...

Adsız dedi ki...

sen beni güldürdün ya..allahta seni güldürsün emi :)))
..dayın..

Kemal Gürleyen dedi ki...

Harika...eğlenceli...şıngır...mıngır..
Nişantaşı-Tünel arası bir yazıydı...
''Hassekrıt''ına bayıldım....

NİLAY (nilmoon) dedi ki...

özüm ,sağolasın canım..

adsız dayım benim yürrü be koççummm..amin ecmain inşallah..

NİLAY (nilmoon) dedi ki...

CAANIM KEMAL AĞABEYİM.. YORUMUNUZLA BİRDEN MORAL DEPOLADINIZ BANA..
NE KADAR ZARİFSİNİZ, NE KADAR İLGİLİSİNİZ..

SİZİ ÖYLE ÇOK SEVİYORUM Kİ, BİR POST KONUSU BİLE YAPABİLİRİM HERAN !!

HASSSECRET GÜZELDİ DİMİ HEHEHEH ..

KOCAMAN SEVGİLER,SİZİ SEVİYORUM,BAŞIMDAN EKSİK OLMAYIN !!!

Benhur dedi ki...

ON günlük İstanbul macerası; İncir ağacı ormanı oluşturuyormuş demek ki. Fransız sokağı barları kanyonlar Nişantaşı'lar Ataköy A plus'lar iyi güzel yerler de bir de Galata Kulesine çıksaydın ya.


Geceleri ışıklı olur İstanbul,
aydınlanır sevgi dolu yürekler.
Her köşesinde aşk görürsün
çıkarsan Galata kulesine.
Unutamazsın sabahlara kadar
süren sohbetleri, tatlı sözleri,
anılarında kalır İstanbul geceleri

Benhur Uçuk