2 Mayıs 2012 Çarşamba

bi temizlik..


* başlık bulana kadar geçen sürede onlarca yazı yazabileceğimi farkettim..

* bahar temizliğine giriştim.. bu kez, temizlik yaparken kendimi de temiz,huzurlu hissetmenin verdiği nefs'sel yalancı tadın dışına çıkmaya çalıştım..

camları silip aciliyeti olan perdeleri yıkamak, dolap silmek, fayans ovmak, heryerin tozunu alıp herşeyi süpürmenin dışına çıktım bu sefer..

 " bunu da yaptığıma göre yaşlanıyosun kızım !"
dediğim onlarca iç-ses cümlesinin top10 listesinde yer alan 1 numarası oldu : evde kumaş olan ne varsa güneşlendirmek..

* yorgan, yatak koruyucu alez, yastıklar, günlük battaniyeler, kışlık montlar ceketler, bi takım örtüler, yıkanıp dolaba kaldırılmış temiz ama " oksijensiz" giysiler..

bir Türk ölçü birimi olan " kıç kadar" dan bile kıç kadar olan balkonu temizledim önce..
çamaşırlığı koydum ve günlerdir üstünü boş bırakmadım..

 her bir yastığı, eşyayı, kazağı, montu serip güneşe havalanmaya bırakırken, ilk kez " dışarıda uzun süre kalmaktan uçup giden yoğun vernel kokusuna" üzülmedim..herşey artık " güneş kokuyor"

 * herşey havalanadursun güneşte, hergün bi yerleri kurcaladım.. tomar tomar kağıt attım ; cep telefonumun kaybolan kalemi vesilesiyle baktığım köşe bucak kap-kacaklardan..son kullanma tarihi geçmiş onlarca kutu ilaç, oraya buraya tıkıştırdığım kart ekstreleri, notlar, gazete küpürleri,eski piller..

iyi ki kaybolmuş kalem, dedim.. ne çok şey gönderdim geri dönüşüm konteynırına..

bi kendimi atamadım kendimden..
telefonunki alınır, yarın çarşıya çıktığımda alıcam bi tane..

ya asıl kalemim ?
bunca yazdıklarım, kendime sakladıklarım ?

peki ya,
geri dönüşü olmayan yollar neden hep güneş kokuyor ?

* herşey havalanadursun güneşte; içerde odaları süpürdüm derin derin..epeydir çekmediğim koltukların altında bişiler buldum.. kendimce bi çocuk oyunu oynadım " gizli hazine" adını verdim bu oyuna..

iki şam fıstığı..
arkadaşımın o gün hediye getirip, aynı anda koltuk altının en ters köşesine düştüğü için o an denk gelip de almadan orda unuttuğum bir fiyonk yüzük.. ( evet, oha !!!! )
bi çakmak..
bi paket lastiği..
bi tansiyon hapı..


fıstıklar bozulmuştu, attım..
yüzüğü hemen parmağıma geçirdim,denedim..
çakmak full dolu, birisi düşürmüş ,bizim kullandığımız tip çakmak değil..

:)


* madem, dedim ; güneşte mikroplar ölürken, eşyalar havalanırken, oksijenle bütünleşirken,madem artık kokularının uçtuğuna üzülmüyorum..
öyleyse ben de kendi karanlık kuytularımdan, sözüm ona missslerr gibi lavanta kokan ama ama ama kapalı ambalajlarda duran " o gerçek nilay"ı güneşlendirmeliyim artık..

* içselleşmek.. sürekli içselleşmek.. derinleşmek..
kendi içine baktığında, o karanlık o dipsiz kuyuyu görmek değil..
kendi içine baktığında , kendi derinliğinden korkmak..

* tüm iş güç ortada dağınıkken ,doğuştan obsesif fıtratıma aykırı, ter toz içindeyken herşeyi bıraktım öylece..ne kadar hareketli müzik, ne kadar eğlenceli şarkı varsı açıp tek tek,kendimi o duvardan o duvara fırlatır gibi hareket ettim bir saat..dans mıydı, dövüş müydü, kendini hırpamak mıydı bilmiyorum lakin 2 gündür sızım sızım sızlayan tüm dikiş yerlerim bile umrumda değil..

" sık kullanılanlar" listeme ekledim bunu.. sık sık fırlatacaksın kendini duvarlara ,dans ederken..

* gardropları en son Nunum adamakıllı düzeltmişti..herşeyi elden geçirmişti tek tek..o düzeni çok da bozmadan , " alıcı gözle " inceledim herşeyimi..

aynı gömleğin her rengi..
aynı pantolonun her rengi..
aynı hırkanın her rengi..

Nunum da şaşırmıştı buna, ne gülmüştük ..

"kontrolör" yanımı buldum gardrobumda..
" temkinli,garantici" yanımı..

bunca israf, rahatla 5-6 kişinin 10 sene giyebileceği hertür kıyafet,abiyesi,sporu,çamaşırı,çorabı,markalısı,pazar malı..

giydiklerim, sahip olduklarımın sadece yüzde 5 i !...

kendimi buldum gardrobumda..

yaptıklarım, potansiyelimin sadece yüzde 5 i !..

hem sevindirdi hem üzdü beni bu bahar temizliği..

çünkü ilk kez, ev süpürüp bi yandan da bilinçaltımı kurcalarken, her terlediğimde duşa atmadım kendimi..
ilk kez her terlediğimde,
balkonda havalanan kumaş parçalarının yanında aldım soluğu..

balkonda, yakıcı, tatlı,sıcacık güneşte kuruttum ensemin terini..

keşke dedim her seferinde, en acısı..
bu güneşte kuruyup tazelenirken ben, her seferinde..
tıpkı her yağmurda ıslanmayı delice istediğim gibi..
yanımda olsaydı istediğim gibi,istediğim biri..







4 yorum:

özge dedi ki...

ne güzel yapmışsın canım,bende dün evde olmayı fırsat bilip çekmece içlerinden onlarca kağt,fiş,kart ödeme bilgileri,tokalar,cd ler,günü dolmuş garanti belgeleri attım ve içim rahatladı:)güneşlendirme olayına bittim canım:) yalnız son yazdıklarına kafam takıldı öyle düşünmüyorsun dimi ?

zoitsa dedi ki...

çok da iyi olmuş..insan farklı bakabiliyormuş bazen hayata..hatta asla bakamam dediği pencereden..

özge;bırak öyle düşünsün..kötü mü ki?boşver..

NİLAY (nilmoon) dedi ki...

özgecim,canım, senin de için ferahlamış ne güzel..ara ara bu çekmece,kutu ıvır zıvır kurcalamayı yapmalı insan..
öyle düşünmüyorsun derken, o son yazdığım satırlar aslında biçok şeyi kapsıyor lakin yazıyla başkaca anlamlar çıkmış tabii ortaya..
bırakayım dağınık klasın :))
sevgiler fıstık arkadaşım..

NİLAY (nilmoon) dedi ki...

zoim ,sen benim blog postlarımın ön izlemesisin zaten :)))))))))))))))))